Gidalarin sofralarimiza gelene kadar geçirdigi evrelerden haberdar miyiz? Kentli tüketici, gida ambalajlarinin üzerindeki resimlerde ya da televizyon reklamlarinda sunulan köy manzarasini gerçek saniyor. Oysa reklâmlarda gördügümüz, sebze toplayan güler yüzlü köylü kadinlarin, yemyesil kirlarda yayilan mutlu ineklerin gerçek dünyayla uzaktan yakindan ilgisi yok. Gida, bize gösterildigi gibi üretilmiyor.Tohumlarin genleriyle oynaniyor. Tohumlar kisirlastiriliyor. Kimyasal tarim ilaçlari, hormonlar, sentetik gübreler atiliyor topraga. Tavuklar kafeslere, inekler beton bölmelere hapsediliyor. Tarlalari transgen tohumlar, soframizi tek tiplesmis, ambalaji hos ama içi bos gidalar ele geçiriyor. Sömürülüyoruz, kravatli kötü adamlar güzelim gidalarimizi gasp ediyor. Frankestayn ürünler kakalaniyor sofralarimizaGidalar artik beslemiyor, aksine hasta ediyor bizleri. Aslinda gida olmaktan çikip baska bir seye dönüsüyor- uluslararasi siyaset arenasinda, yeri geldiginde bir silah, yeri geldiginde pazarlik masalarinda tehdit unsuru olarak kullaniliyorlar. Dünyada açligi ortadan kaldirmak adina yapilan bilimsel çalismalar olarak sunulan GDO’lar insanligi açligin sinirina getirmis vaziyette. Dünya halklarinin zengin gida çesitliligi ve kültürü yavas yavas yok ediliyor. Asil üretici açlik çekerken ulusötesi ticaret tekelleri akil sinirlarini zorlayacak büyüklükte paralar kazaniyor.Ince Kapak:Sayfa Sayisi: 152Baski Yili: 2008e-Kitap:Sayfa Sayisi: 62Baski Yili: 2008Dili: TürkçeYayinevi: Hayykitap
2020/08/28 16:39:09




